Vivace
Vivace, vücudun doğal iyileşme sürecini tetikleyerek kolajen ve elastin üretimini uyarmak amacıyla mikroiğneleme ile radyofrekans (RF) enerjisini bir araya getiren bir cilt yenileme tedavisidir.
İyileşme süresi: Minimal iyileşme
Anestezi: Topikal anestezi
Nedir?
Vivace, vücudun doğal iyileşme sürecini tetikleyerek kolajen ve elastin üretimini uyarmak amacıyla mikroiğneleme ile radyofrekans (RF) enerjisini bir araya getiren bir cilt yenileme tedavisidir. Bu minimal invaziv prosedür; yüz ve vücuttaki çeşitli sorunları ve yaşlanma belirtilerini gidererek cilt sıkılığını, gerginliğini ve pürüzsüzlüğünü zamanla iyileştirir. Tedavi edilen başlıca sorunlar şunlardır:
- kırışıklıklar ve ince çizgiler
- akne izleri
- geniş gözenekler
- düzensiz cilt tonu ve dokusu
- sarkık ve kırışık görünümlü cilt
- çatlak izleri
- hafif cilt sarkması
En iyi sonuçları elde etmek için uzmanların büyük çoğunluğu, cildin doğal hücre yenileme döngüsüyle örtüşen dört ila altı haftalık aralıklarla üç ila dört seans uygulanmasını önermektedir. Pek çok uzman, sonuçları güçlendirmek ve hızlandırmak amacıyla Vivace'ı tamamlayıcı tedavilerle — CoolPeel lazer yüzey yenileme veya topikal PRP (Vampir Yüz Bakımı olarak da bilinir) gibi — birlikte uygulayabilmektedir.
Artıları ve Eksileri
Mikroiğneleme ile radyofrekans enerjisinin bir arada kullanılması, her iki teknolojinin tek başına sağladığı sonuçları aşan bir cilt yenileme etkisi ortaya koyar. Tedavi; yüzey yenileme yoluyla epidermal tabakayı ve doku yeniden yapılanması yoluyla daha derin dermal katmanları hedef alacak şekilde tasarlanmıştır. Seanslara ek olarak LED ışık terapisi de dahil edilebilir; bu kapsamda anti-enflamatuar özellikleri nedeniyle kırmızı ışık ya da bakteri hedeflemek amacıyla mavi ışık kullanılabilir.
Pek çok hasta, işlem öncesinde uyuşturucu krem uygulandığında prosedürün neredeyse ağrısız olduğunu belirtmektedir. Sonrasında herhangi bir iyileşme süreci gerekmemesi, bir haftaya kadar sosyal izolasyon gerektirebilen daha yoğun radyofrekans mikroiğneleme tedavileriyle kıyaslandığında önemli bir avantaj olarak öne çıkmaktadır.
Radyofrekans enerjisinin yüzey yerine cildin daha derin katmanlarına iletilmesi sayesinde tedavi, hiperpigmentasyon riski minimal düzeyde tutularak tüm cilt tonlarında güvenli ve etkili kabul edilmektedir.
Öte yandan göz önünde bulundurulması gereken bazı dezavantajlar da mevcuttur. Optimum sonuçlara ulaşmak için genellikle dört ila altı hafta arayla planlanan üç ila dört seanslık bir programa bağlılık gerekmektedir. Sonuçlar vücudun doğal kolajen ve elastin yenilenmesine bağlı olduğundan, görünür iyileşme tedavinin ardından birkaç hafta içinde ortaya çıkmayabilir; son seanstan sonra nihai sonuçların tam anlamıyla gelişmesi altı aya kadar sürebilir.
Diğer invazif olmayan tedavilerde olduğu gibi, elde edilen sonuçlar kalıcı değildir. İyileşmelerin sürdürülebilmesi için genellikle yaklaşık altı ayda bir bakım seansı yapılması gerekmekte olup bu durum zamanla ciddi bir süregelen masrafa dönüşebilir.
Deneyimsiz uzmanlar tarafından uygulandığında radyofrekans mikroiğneleme; pürüzlü doku, pigmentasyon değişiklikleri ve akne izine yol açabilecek sivilce çıkışları gibi uzun vadeli cilt hasarı risklerini beraberinde getirebilir. Bunun yanı sıra bazı hastalar, tam bir tedavi serisini tamamlamalarına rağmen cillerinde belirgin bir iyileşme yaşamadıklarını ifade etmektedir.
Nasıl Çalışır?
Vivace cihazı, ince iğneler aracılığıyla radyofrekans enerjisini ısı olarak dermisin derin katmanlarına ileten el tipi bir alettir. İğne penetrasyonu ile termal enerjinin bu kombinasyonu, vücudun doğal hücre yenileme yanıtını tetikleyen kontrollü mikro hasarlar oluşturur.
Epidermal hücre yenilenmesini hızlandırmanın ötesinde, bu iyileşme süreci mevcut yapısal proteinleri — kolajen ve elastini — yeniden şekillendirirken aynı zamanda yeni olanların üretimini de uyarır. Zamanla süregelen iyileşmeyle birlikte cilt daha sıkı, dolgun ve pürüzsüz bir görünüm kazanır; ince çizgiler belirgin biçimde azalır, iz görünümü iyileşir ve gözenek boyutu küçülür.
Detaylar
Vivace, radyofrekans enerjisinin ısısını geleneksel mikroiğneleme ile bir araya getirerek, standart mikroiğnelemenin tek başına sunduğundan çok daha yoğun bir cilt yenileme deneyimi sunar. Kırmızı veya mavi LED ışık terapisinin eklenmesi ise bu canlandırıcı etkiyi daha da güçlendirir.
Radyofrekans destekli mikroiğneleme, yalnızca mikroiğnelemeye kıyasla belirgin biçimde daha etkili kabul edilmektedir. Bunu şöyle açıklamak mümkündür: Kademeli ve yavaş bir iyileşme süreci arıyorsanız standart mikroiğneleme makul bir seçenektir; ancak daha belirgin ve hızlı sonuçlar istiyorsanız radyofrekans mikroiğneleme çok daha etkili bir çözüm sunar.
İyileşme süreci açısından değerlendirildiğinde, standart mikroiğneleme ile Vivace benzer düzeyde kızarıklığa yol açar. Bununla birlikte Vivace, radyofrekans enerjisinin termal etkisi nedeniyle biraz daha fazla şişliğe neden olabilir.
Bu ek ısı, aynı zamanda risk profilini de bir miktar yükseltir. Radyofrekans mikroiğneleme her cilt tonunda genel olarak güvenli kabul edilse de yanlış uygulamalar iz ve düzensiz pigmentasyon sorunlarına yol açabilir.
Hangi tedaviyi seçerseniz seçin, lisanslı ve deneyimli bir uzmanla görüşmeniz büyük önem taşımaktadır.
Kimler İçin Uygun?
Vivace mikroiğneleme, tüm cilt tipleri ve tonlarına uygundur. Uzmanlar, tedaviyi her bireyin cildine özel olarak uyarlamak için iğne derinliğini ve enerji seviyesini ayarlayabilir. Cihaz aynı zamanda seans boyunca isteğe bağlı kırmızı veya mavi LED ışık terapisi de sunar; kırmızı ışık anti-enflamatuar özellikler taşıyarak kolajen üretimini desteklerken, mavi ışık bakterileri yok etmek için etkili biçimde çalışır.
İğneler doğru konumlandırıldığında Vivace, melanin üreten hücre tabakasını aktive etmeden ısıyı dokunun derinliklerine iletir. Bu sayede koyu cilt tonlarına sahip kişilerde hiperpigmentasyon riskini ortadan kaldırır. Zeytuni, kahverengi veya koyu kahverengi tene sahip bireyler için Vivace, lazer tedavilerinin büyük çoğunluğuna kıyasla daha güvenli bir gençleştirme seçeneği sunar.
Yaşlanma belirtileri görülen kişiler kırışıklık görünümünde ve cilt sıkılığında belirgin iyileşmeler yaşarken, donuk cilde sahip olanlar daha aydınlık ve ışıltılı bir cilt görünümüne kavuşabilir.
Klinik çalışmalar, hem mikroiğnelemenin hem de radyofrekansın inatçı akne izlerinin tedavisinde etkili yöntemler olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle Vivace, aktif sivilce sürecini atlatmış ancak geride iz kalmış bireyler için güçlü bir tedavi seçeneği olmaya devam etmektedir.
Belirtmek gerekir ki aktif akne lezyonları mevcutken mikroiğneleme uygulamasından kaçınılmalıdır. İğnelerin tekrarlayan giriş-çıkış hareketi, bakterilerin cilt yüzeyine yayılmasına neden olarak sivilcelerin daha da kötüleşmesine yol açabilir.
Ağrı
İşlem öncesinde rahatsızlığı en aza indirmek amacıyla cilde topikal uyuşturucu krem uygulanır; bu nedenle hastaların büyük çoğunluğu neredeyse hiç ağrı hissetmez. Herhangi bir rahatsızlık yaşanması durumunda uygulayıcınıza bildirmeniz, cildin tam olarak uyuşması için ek süre tanınmasını sağlar. Hastalar tedavi sırasında genellikle yalnızca hafif bir baskı hissi ve zaman zaman kısa süreli bir kıvılcım hissi yaşadıklarını belirtmektedir.
Sonuçlar
Uygulayıcınızın bakım sonrası talimatlarına uyduğunuzda, seanstan birkaç saat sonra cildinizin daha pürüzsüz ve parlak göründüğünü fark edebilirsiniz. Ancak daha belirgin ve kalıcı iyileşmeler, vücudun altı haftaya kadar süren doğal kolajen üretim sürecine bağlıdır. En dikkat çekici sonuçlar ise genellikle başlangıç tedavi serisinin tamamlanmasından yaklaşık dört ila altı ay sonra ortaya çıkmaktadır.
Ne Kadar Sürer?
Vivace tedavi seansları serisiyle elde edilen sonuçlar genellikle yaklaşık altı ay sürer. Bu sonuçların korunması için dört ila altı ayda bir tekrar seansı yapılması önerilmektedir. Faydaların daha uzun süre devam etmesine yardımcı olmak adına günlük rutininize medikal kalitede cilt bakım ürünleri eklemek ve her gün SPF 30 veya üzeri geniş spektrumlu güneş kremi kullanmak tavsiye edilmektedir.
Riskler
Vivace tedavisinin ardından küçük nokta şeklinde kanamalar, kabuklanma, hafif şişlik ve kızarıklık yaşanması oldukça normaldir. Bu reaksiyonlar geçici niteliktedir ve genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer.
Deneyimsiz veya dikkatsiz bir uzman tarafından uygulandığında ise daha ciddi ve kalıcı olabilecek komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bildirilen olumsuz sonuçlar arasında portakal kabuğu görünümü, uzun süre geçmeyen ızgara izleri, sivilce benzeri döküntüler, post-enflamatuar hiperpigmentasyon ve bazı vakalarda yağ kaybı ile yeni kırışıklık oluşumu yer almaktadır.
Mikroiğneleme, doğası gereği uygulamaya son derece duyarlı bir işlemdir; radyofrekans ısı enerjisinin eklenmesi ise prosedür doğru şekilde gerçekleştirilmediğinde oluşabilecek hasar riskini daha da artırır. Bu nedenle, tedavinin güvenli ve etkili biçimde uygulanabilmesi için kanıtlanmış bir deneyime, olumlu hasta geri bildirimlerine ve ikna edici öncesi-sonrası fotoğraflara sahip bir uzman tercih etmeniz kesinlikle tavsiye edilir.
Alternatifler
Cerrahi olmayan cilt gençleştirme için pek çok seçenek mevcuttur. Hangi yaklaşımın size en uygun olduğunu belirlemek için bir dermatoloji uzmanıyla kendi özel endişelerinizi paylaşmanız en doğru yoldur.
Vivace'a benzer bazı tedaviler şunlardır:
- Mikroiğneleme: Kolajen indüksiyon tedavisi olarak da bilinen geleneksel mikroiğneleme, radyofrekans eklenmeksizin yalnızca küçük iğneler kullanılarak uygulanan, maliyet açısından daha avantajlı bir alternatiftir. Belirli cilt sorunlarında benzer sonuçlar elde edilebilmekle birlikte, genellikle daha fazla seans gerekmektedir.
- Morpheus8 veya Potenza: Uzmanlar, başka bir RF mikroiğneleme cihazı önerebilir; bu iki cihaz en yaygın kullanılanlar arasındadır. Tedavi deneyimi ve faydaları cihazdan cihaza büyük ölçüde benzerlik gösterir; sonuçları belirleyen asıl etken ise çoğunlukla kullanılan cihazdan ziyade uygulayıcının tekniğidir. Morpheus8, Vivace'a kıyasla doku içinde çok daha derin katmanlara ulaşabilmesiyle öne çıkmaktadır.
- Thermage: Cilt sarkması, kırışıklıklar ve incelme temel sorunlar olduğunda, tek başına uygulanan subdermal radyofrekans, hafif iyileşmeler sağlayacak düzeyde kolajen üretimini uyarmaya yetebilir. Mikroiğneleme içermeyen radyofrekans tedavileri; göz kapakları, boyun ve labium majus gibi daha ince derili bölgelerde daha iyi sonuç verme eğilimindeyken, diğer bölgelerin büyük çoğunluğu mikroiğneleme ile radyofrekansin birlikte uygulandığı kombinasyon tedavilerine daha iyi yanıt vermektedir.
