Ultherapy
Ultherapy, cildin yüzey altındaki dokuyu nazikçe ısıtmak için yüksek odaklı ultrason enerjisi kullanan, cerrahi gerektirmeyen bir cilt sıkılaştırma tedavisidir.
İyileşme süresi: İyileşme gerektirmez
Anestezi: Anestezi gerekmez
Nedir?
Ultherapy, cildin yüzey altındaki dokuyu nazikçe ısıtmak için yüksek odaklı ultrason enerjisi kullanan, cerrahi gerektirmeyen bir cilt sıkılaştırma tedavisidir. Bu süreçte vücudun doğal kolajen üretimi uyarılır. Çoğu hasta, zamanla giderek iyileşen doğal görünümlü sonuçlar elde etmek için yalnızca tek bir seans geçirmesi yeterlidir.
Bu cihaz, kaş, boyun (çene hattı dahil) ve çene altındaki dokuyu kaldırmanın yanı sıra décolletage bölgesindeki çizgi ve kırışıklıkları iyileştirmek amacıyla onay almış, türünün tek örneğidir.
Uzmanlar bu tedaviyi aynı zamanda karın bölgesi, dirsek üstü ve diz üstü gibi cilt sarkmasının sorun oluşturduğu diğer vücut bölgelerinde de endikasyon dışı olarak yaygın biçimde uygulamaktadır.
Artıları ve Eksileri
Ultherapy, yeni kolajen üretimini uyararak gevşek cildi sıkılaştırır ve kaldırır. 2019 yılında yapılan bir araştırma, orta yüz ve alt yüz sarkması nedeniyle tedavi edilen hastaların %85'inin sonuçlardan memnun olduğunu ortaya koymuştur. Boyun bölgesindeki aşırı cilt gevşekliğinin giderilmesinde de etkili bir tedavi seçeneği olan Ultherapy, uygulanan bölgedeki ince çizgi ve kırışıklıkların azalmasına da katkı sağlayabilir. Girişimsel olmayan bu prosedür, cildin yüzeyini bozmadan derin katmanlarda etki gösterdiğinden yan etkiler ve iyileşme süreci oldukça sınırlıdır. Isı enerjisinin mevcut kolajen liflerini kasmasıyla birlikte bazı iyileşmeler hemen fark edilebilir; yeni kolajenin oluşmasıyla birlikte sonraki üç ila altı ay boyunca bu gelişim devam eder. Tedavi tüm cilt tiplerine ve tonlarına uygun olup hafif ila orta düzeyde cilt gevşekliği yaşayan kişilerin büyük çoğunluğu için geçerli bir seçenektir; tıbbi kontrendikasyonları ise oldukça azdır.
Öte yandan Ultherapy, ileri düzeyde cilt gevşekliği veya belirgin sarkma yaşayan bireyler için ideal bir çözüm değildir. Sıklıkla cerrahi olmayan bir yüz germe alternatifi olarak sunulsa da elde edilen sonuçlar, cerrahi yüz germe ile kıyaslandığında çok daha az belirgin olmakta ve kalıcılık süresi de cerrahi yöntemin oldukça gerisinde kalmaktadır. Uygulama sırasında rahatsızlık hissedilebilir; ancak uzmanlar genellikle işlem süresince ağrıyı yönetmeye yardımcı olmak için ilaç ve ek konfor önlemleri sunar. Sonuçlar için sabırlı olmak da gereklidir; kolajenin tam anlamıyla kasılıp yeniden yapılanması dört ila altı ay alabilir. Bu nedenle hastalar, en belirgin iyileşmeleri görmek için birkaç ay beklemeyi göze almalıdır.
Detaylar
Ultherapy gerçek sonuçlar üretir; ancak bu sonuçlar genellikle ince ve belirgin olmayan değişiklikler şeklinde ortaya çıkar ve her zaman hasta beklentilerini karşılamayabilir. Yaşanan kafa karışıklığının bir kısmı, bazı uzmanların bu tedaviyi "ameliyatsız yüz germe" olarak pazarlama biçiminden kaynaklanmaktadır; bu tanımlama, tedavinin gerçekte sunabileceklerini abartmaktadır.
Klinik açıdan değerlendirildiğinde, Ultherapy'nin cerrahi yüz germe işleminin sağladığı kaldırma etkisinin yaklaşık yüzde onu ile yüzde yirmisi oranında bir sonuç verdiği genel kabul görmektedir. Tedavi, önleyici bir yaklaşım olarak daha genç hastalara ve kozmetik cerrahi geçirmiş olup düzenli bakım arayan bireylere sıklıkla önerilmektedir. Cerrahi yüz germenin yerini tutmasa da bu işleme duyulan ihtiyacı erteleyebilir; ameliyattan kaçınmak isteyen ve gerçekçi beklentilere sahip hastalar için oldukça uygun bir seçenektir.
Tedavi, kendi kapsamı dahilinde etkili bir uygulama olarak yaygın biçimde kabul görmektedir; cerrahi müdahale ihtiyacını birkaç yıl erteleyebilir, ancak hiçbir zaman cerrahi yüz germe düzeyinde sonuçlar elde edilemez. En sık karşılaşılan klinik sorun, hastaların beklentileri ile prosedürün sunabilecekleri arasındaki uyumsuzluktur; bu nedenle tedavi öncesi kapsamlı bir danışma süreci büyük önem taşımaktadır.
Kimler İçin Uygun?
Ultherapy, hafif ila orta düzeyde cilt sarkması yaşayan kişiler için en etkili sonuçları vermektedir. İdeal adaylar genellikle 30'lu, 40'lı veya 50'li yaşların başındaki bireylerdir; kaş hattında alçalma, boyun bölgesinde gevşeme ya da çene hattında erken dönem sarkma gibi belirtilerle birlikte cildin gerginliğini kaybetmeye başladığı görülür. Tedavi, tüm cilt tipleri ve tonları için uygundur.
Ultherapy ile başarılı sonuç elde etmenin belirleyici faktörü hastanın yaşı değil, cildin esnekliği ve belirgin güneş hasarının bulunmamasıdır. Bu tedavi özellikle yüz germe ameliyatı geçirmek istemeyen ya da henüz cerrahi aday olmayan kişiler için son derece uygun bir seçenektir. Bunun yanı sıra, altta yatan sağlık sorunları nedeniyle ameliyat yaptıramayan ve cerrahi olmayan bir cilt sıkılaştırma yöntemi arayan bireyler için de ideal bir alternatif sunar.
Uygun adaylar için bile Ultherapy tek başına her zaman istenen sonucu vermeyebilir. Lazer tedavileri, enjektabl uygulamalar veya diğer cilt germe prosedürleriyle kombinasyon halinde kullanılması, çoğu zaman en etkili ve tatmin edici sonuçlara ulaşmanın en doğru yoludur.
Ağrı
Ultherapy işlemini topikal uyuşturucu krem veya ağrı kesici kullanmadan geçirmek önerilmez; bu nedenle çoğu uzman, hasta kaygısını yönetmeye yardımcı olacak ek seçenekler de sunmaktadır.
Kişinin ağrı eşiğine bağlı olarak, işlem öncesi ilaç seçenekleri arasında Percocet, gevşeme için Ativan, nitröz oksit (güldürücü gaz) veya uyuşturucu krem yer alabilir; tüm bu seçenekler deneyimi önemli ölçüde daha katlanılır hale getirebilir.
İşlem ultrason teknolojisine dayalı olsa da tanısal ultrason görüntülemesinden önemli ölçüde farklıdır. Bu estetik tedavi, derin subkutan dokuda 140°F'ye (yaklaşık 60°C) kadar ulaşabilen ısı enerjisi iletir.
Ağrı kesici kullanılsa dahi işlem tamamen konforlu değildir. Ancak rahatsızlık yalnızca ultrason enerjisinin iletildiği anlarda hissedilir; her nabız başına genellikle bir buçuk saniye veya daha kısa sürer ve seans sona erdiğinde tamamen geçer.
Klinik çalışmalar, tedavi sırasındaki hasta konfor düzeylerini ölçmüş olup uzmanlar, proaktif ağrı yönetiminin ve dürüst beklenti belirlemenin hasta güvenini inşa etmek ve genel tedavi deneyimini iyileştirmek açısından kritik öneme sahip olduğunun farkındadır. Belirli düzeyde bir rahatsızlığın beklenen bir durum olduğunu önceden bilen hastalar, özellikle yüz, boyun ve göğüs bölgesindeki sonuçlar göz önüne alındığında, süreçten ve elde edilen sonuçlardan daha yüksek düzeyde memnuniyet bildirme eğilimindedir.
İyileşme Süreci
Ultherapy sonrasında hastaların büyük çoğunluğu çok az bir iyileşme süreciyle karşılaşır ya da hiç karşılaşmaz. İyileşme döneminde hafif kızarıklık, şişlik ve daha nadir olarak morluk veya kabarma görülebilir. Tedaviyi haftanın sonlarına doğru planlamak faydalı olabilir; böylece hafta sonu, işe dönmeden önce görünür etkilerin geçmesi için bir fırsat sunar.
İşlem sonrasında tedavi edilen bölgelerde birkaç saatten birkaç haftaya kadar sürebilen hafif ağrı veya karıncalanma hissi de yaşanabilir.
Çene altında, elmacık kemikleri yakınında ve çene hattı boyunca hassasiyet, tedavi sonrasında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu hassasiyet genellikle bölgeye dokunulduğunda fark edilen bir ağrı şeklinde tanımlanır. Aynı bölgelerde bir miktar uyuşma da görülebilir. Her iki etki de tedavinin yoğunluğuna bağlı olarak genellikle birkaç gün ile birkaç hafta içinde kendiliğinden geçer.
Devam eden hassasiyetin aslında olumlu bir işaret olduğu kabul edilir; zira bu durum aktif kolajen üretimine işaret eder. Birkaç hafta boyunca sürebilmekle birlikte, günlük yaşamı genellikle olumsuz etkilemez ve hastaların aktivitelerini kısıtlamasını gerektirmez.
Morluk oluşumunu azaltmaya yardımcı olabilecek bazı adımlar şunlardır:
- Tıbbi açıdan uygunsa, hastaların işlemden yaklaşık 10 gün önce kan sulandırıcı ilaçları bırakması önerilir. Aspirin, steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar, balık yağı takviyeleri, E vitamini ve benzeri ürünlerin de önceden kesilmesi faydalı olabilir; ancak bu zorunlu değildir.
- Tedaviden birkaç gün önce ve sonrasında alkolden uzak durmak da morluk oluşumunu en aza indirmeye yardımcı olabilir.
İşlem sırasında kullanılan ağrı kesicinin etkisine bağlı olarak, eve dönüşte yanınızda birinin bulunması gerekebilir. Bununla birlikte, hastaların büyük çoğunluğu ilaç etkisi geçer geçmez işe geri dönebilmekte ve normal aktivitelerine devam edebilmektedir.
Ne Kadar Sürer?
Bazı kişiler, mevcut kolajen liflerinin kasılmasından kaynaklanan hafif bir sıkılaşmayı işlem sonrasında hemen fark edebilir. Ancak daha belirgin değişiklikler, vücudun kolajen üretimini artırmasıyla birlikte sonraki 3 ila 6 ay içinde kademeli olarak ortaya çıkar; iyileşme süreci 12 ay veya daha uzun süre devam edebilir. Bu biyolojik yanıt, doğası gereği zamana bağlıdır.
Uygulayıcının deneyimi, sonuçlar üzerinde önemli bir rol oynar; daha fazla deneyime sahip uzmanlar genellikle daha başarılı sonuçlar elde eder. Uygun aday seçimi de en az deneyim kadar kritiktir; zira invaziv olmayan cilt germe cihazları, gerçek anlamda cerrahi müdahale gerektiren durumlarda yüz germe ameliyatının yerini tutamaz.
İşlemi planlamadan önce bir dermatoloji uzmanı veya plastik cerrah ile konsültasyon yapılması büyük önem taşır. Bu görüşme, hem uzmanın hem de hastanın Ultherapy'nin kişinin özel hedefleri doğrultusunda en uygun tedavi seçeneği olup olmadığını birlikte değerlendirmesine olanak tanır.
Güvenlik
Ultherapy genel olarak güvenli bir prosedür olarak kabul edilmekle birlikte, özellikle deneyimi sınırlı uygulayıcılar tarafından gerçekleştirildiğinde bazı riskler ve olası yan etkiler söz konusu olabilir. Bunlar şunlardır: - Cildin yüzeyine çok yakın aşırı ısı uygulanması, kabarıklık ve şişliklere yol açabilir. - Hastalarda uyuşma ve yanma hissi görülebilir; nadir durumlarda sinir zayıflığı da gelişebilir. - *Lasers in Surgery and Medicine* dergisinde 2017 yılında yayımlanan bir çalışmada, tek bir ultrason tedavi seansının ardından beş hastada kabarcık, erozyon veya cilt ülserasyonu ile birlikte iltihaplanma ve şişlik, akabinde doku atrofisi ya da nekrozu geliştiği belgelenmiştir. Araştırmacılar, mikrofokuslu ultrasonla ilişkili ciddi advers olayların nadir de olsa mümkün olduğunu ve bu vakaların eksik raporlanıyor olabileceği sonucuna varmıştır. - Bazı hastalar Ultherapy sonrasında yağ kaybı yaşadıklarını bildirmektedir; ancak *Plastic and Reconstructive Surgery—Global* dergisinde 2019 yılında yayımlanan bir çalışma, yağ kaybını bir sonuç olarak tespit etmemiş olup pek çok uygulayıcı da klinik pratikte bu komplikasyonla karşılaşmadığını ifade etmektedir. - Bununla birlikte, bazı uygulayıcılar yağ kaybı vakalarıyla karşılaştıklarını belirtmekte; hastaların zaman zaman Ultherapy, radyofrekans veya IPL tedavilerinden kaynaklanan yağ kaybı ve düzensizlikleri gidermek amacıyla yağ transferi (fat grafting) prosedürlerine başvurduğunu aktarmaktadır. - Ultherapy'nin yüz yağ kaybı üzerindeki etkisini inceleyen araştırmalar, bu etkinin klinik açıdan anlamlı olmadığına işaret etmektedir. Standart protokollerde uygulanmayan bir senaryoda, tüm yüze uygulanan tedavinin enerjisinin tamamının yağ içeren katmana verildiği varsayılsa dahi, tahmini yağ kaybı yaklaşık 1,25 ml olup bu miktar bir çay kaşığının dörtte birinden azdır. Ayrıca doğal yaşlanma sürecinin de yüz yağ dokusunda ilerleyici bir azalmayı beraberinde getirdiğini göz önünde bulundurmak gerekir; dolayısıyla tedavi sonrasında oluşan çöküklükler, prosedürün kendisinden ziyade yaşlanma sürecini yansıtıyor olabilir. Bu riskleri en aza indirmek için kanıtlanmış deneyime, güçlü bir başarı geçmişine ve gerçek hastalardan elde edilmiş doğrulanabilir öncesi-sonrası sonuçlara sahip bir uygulayıcı seçmek büyük önem taşımaktadır. Olası advers etkilerin büyük çoğunluğu, prosedür sırasında doğru ısı düzeylerinin uygun doku derinliklerine iletildiğinden emin olmak amacıyla dikkatli bir izleme yapılmasıyla
