Subsiyon (İz Tedavisi)
Subsizyon, ağırlıklı olarak çökmüş izleri — atrofik izler olarak da bilinir — tedavi etmek için kullanılan bir dermatoloji yöntemidir.
İyileşme süresi: Minimal iyileşme
Anestezi: Lokal anestezi
Nedir?
Subsizyon, ağırlıklı olarak çökmüş izleri — atrofik izler olarak da bilinir — tedavi etmek için kullanılan bir dermatoloji yöntemidir. Bu iz türü, fibröz dokunun derinin yüzeyini aşağı doğru çekmesiyle oluşur ve eğimli kenarlara sahip bir çukurluk meydana getirir.
Subkütan insizyonsuz cerrahi olarak da adlandırılan bu minimal invaziv işlem, özellikle akne izlerinin tedavisinde oldukça etkili olabilir. 2023 yılında yayımlanan bir derleme, subsizyonun atrofik akne izlerinin üç türünde de iyileşme sağladığını doğrulamıştır:
- Geniş ve sığ yapıdaki yuvarlak (rolling) izler
- Daha belirgin kenarlara sahip kutu tipi (boxcar) izler
- Derin ve dar buz kıracağı (icepick) izler
Diğer araştırmalar ise bu tekniğin, özellikle yuvarlak izlerde diğer atrofik iz türlerine kıyasla daha belirgin sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur. Çalışmalar, subsizyonun güvenli bir yöntem olduğunu ve akne izleri, aşı izleri, su çiçeği izleri, cerrahi izler ile deri enfeksiyonlarına bağlı izlerde uzun vadeli anlamlı iyileşme sağlayabildiğini göstermektedir.
Subsizyon esas olarak bir iz tedavisi yöntemi olmakla birlikte selülit görünümünü azaltmada da etkili olabilir. Oturma veya ayakta durma sırasında belirginleşen selülit çukurları için önerilen bu yöntemin, düşük yan etki riskiyle selülit görünümünde kayda değer iyileşme sağladığı araştırmalarla desteklenmektedir. Subsizyonun bir formu olan Avéli ise selülit tedavisinde kullanım onayı almıştır.
İşlem; derinin en üst tabakasını daha derin dermal katmana bağlayan fibröz bandı kesmek amacıyla bir iğne, kanül, cerrahi tel veya küçük bir bıçağın dokuya yerleştirilmesiyle gerçekleştirilir. Bu bağlantı koptuğunda, iz dokusunun fibrotik iplikleri dermisten serbest kalır ve çukurluk yukarı doğru kalkar. İyileşme sürecinde deri yeni kolajen üretir; bu sayede zamanla daha düzgün ve homojen bir doku yapısı elde edilir.
Sivilce izlerinde deri düzleştirici sonuçları en üst düzeye çıkarmak ve gereken seans sayısını azaltmak amacıyla subsizyon sıklıkla diğer kolajen uyarıcı tedavilerle birlikte uygulanır. Bu tedaviler arasında mikro iğneleme, radyofrekans mikro iğneleme, trombositten zengin plazma tedavisi (PRP), kimyasal peeling (TCA Cross dahil) ve fraksiyonel lazer uygulamaları yer almaktadır.
Özellikle derin izlerde subsizyon, hyalüronik asit bazlı bir dolgu maddesi veya yağ enjeksiyonuyla birlikte uygulanabilir. Bu kombinasyon yeni kolajen üretimini teşvik eder, çukurluğun düzleşmesine yardımcı olur ve yeni bir fibröz bağlantı oluşma olasılığını azaltır.
Artıları ve Eksileri
Avantajlar
- Subsizyon, yalnızca lokal anestezi gerektiren küçük bir cerrahi işlemdir.
- Sonuçlar, anesteziye bağlı ilk şişlik geçtikten sonra çoğunlukla görünür hale gelir.
- Deneyimli bir uzman tarafından uygulandığında subsizyonun güvenli ve etkili olduğu kanıtlanmıştır. Sertifikalı bir dermatolog veya plastik cerrahla görüşmek ve kişisel öncesi-sonrası fotoğraflarını incelemek önerilir.
- Birden fazla klinik çalışma, akne izlerinin tedavisinde subsizyon kullanıldığında yüksek hasta memnuniyeti oranları olduğunu ortaya koymuştur.
Dezavantajlar
- Özellikle daha derin izlerde genellikle birden fazla seans gerekmektedir.
- Optimal sonuçlara ulaşmak, özellikle şiddetli veya karma akne izi türlerinde, subsizyonun ek prosedürlerle desteklenmesini gerektirebilir.
- Görünür morluk ve şişlik sosyal açıdan bir iyileşme süreci gerektirdiğinden bu durum planlamaya dahil edilmelidir.
- Subsizyon tüm çökmüş iz türlerine fayda sağlayabilmekle birlikte, en iyi sonucu cilt gerildiğinde düzelmeyen izlerde verir. Hipertrofik veya keloid izler gibi kabarık izler için uygun değildir.
- Olası komplikasyonlar arasında belirgin morluk, cilt renk değişikliği, hematom (deri altında sıvı birikmesi), geçici uyuşma, sertleşme ve yeni çukurlaşma veya iz oluşumu sayılabilir.
- Herhangi bir iz tedavisine başlamadan önce aktif aknenin iyi kontrol altına alınmış olması önemlidir; zira devam eden sivilce atakları iz tedavilerinin etkinliğini olumsuz etkileyebilir.
Nasıl Çalışır?
Konsültasyon sırasında kaç seans subsizyona ihtiyaç duyacağınızı öğreneceksiniz. Dermatologunuz en iyi sonucu elde etmek için subsizyon tedavisini başka bir yöntemle birleştirmenizi önerebilir.
Subsizyon işlemi genellikle şu adımları izler:
- Tedavi bölgesini uyuşturmak için lokal anestezi uygulanır; bu işlem topikal bir jel şeklinde olabileceği gibi, daha yaygın olarak enjeksiyon yoluyla da gerçekleştirilebilir.
- Uzman, subsizyon için kullanacağı aleti seçer. Bu alet; küçük, keskin bir bıçak ucuna sahip kısa bir iğne olan Nokor iğnesi, orta çaplı bir hipodermik iğne ya da künt uçlu bir kanül olabilir. Subsizyon için evrensel olarak kabul görmüş standart bir alet yoktur; her seçeneğin kendine özgü avantajları bulunur ve tercih, hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre yapılmalıdır. Her çöküntünün boyutu ve derinliği gibi faktörlere bağlı olarak aynı seans içinde birden fazla alet kullanılabilir. Yakın çevredeki sinir ve kan damarlarının zarar görmesini önlemek ve kontrolü artırmak amacıyla genellikle bir iğne tutucu kullanılır.
- Cilt temizlendikten ve izler cerrahi kalemle işaretlendikten sonra uzman, iğneyi cilde yerleştirir.
- İleri-geri yelpaze hareketi yaparak, cilt yüzeyini alttaki dokuya bağlayan fibröz bandı keser ve çökmüş izi serbest bırakır. Lokal anesteziye rağmen hastalar hafif bir dürtme veya çekme hissi yaşayabilir; bu nedenle işlem hafif düzeyde rahatsızlık verebilir, ancak genel olarak iyi tolere edilir.
Tedavinin süresi, ele alınan iz sayısına ve aynı seansta dermal dolgu ya da ek bir tedavi uygulanıp uygulanmadığına bağlı olmakla birlikte, tek bir seans genellikle en az 30-60 dakika sürer.
Bazı uzmanlar, sonuçları iyileştirmek amacıyla tedavi edilen bölgeye PRP de uygular. PRP'nin yeni elastin ve kollajen oluşumunu uyardığı, yara izi dokusunu yeniden şekillendirdiği ve fibröz bantların yeniden oluşmasını engellemeye yardımcı olduğu düşünülmektedir.
Detaylar
Gereken seans sayısı, ele alınan soruna ve şiddetine göre değişiklik gösterir.
Çökük akne izleri için çoğu kişi, optimum iyileşmeyi sağlamak amacıyla yaklaşık dört seans tedaviye ihtiyaç duyar. Altı haftada bir yapılan seanslar tedavi sürecini hızlandırır; ancak acele etmek istemeyen hastalar, ilk altı haftanın ardından birkaç ay sonra bile geri dönebilir.
Belirtmek gerekir ki, subsizyonun tetiklediği yeni kolajen ve elastin liflerinin büyük çoğunluğu işlem sonrasındaki ilk dört hafta içinde üretilir; ardından gelen iki haftalık süreçte ise bu üretim kademeli olarak azalmaya başlar.
Birden fazla iz söz konusu olduğunda, uzmanlar genellikle her seansta yalnızca küçük bir bölgenin tedavi edilmesini önerir. Örneğin yüzdeki akne izleri için bir seansta yüzün bir tarafını, bir sonraki seansta ise diğer tarafını tedavi etmek, şişliği en aza indirmeye yardımcı olur.
Selülit tedavisinde ise hastaların büyük çoğunluğu yalnızca tek bir subsizyonla yeterli sonuç alır. Yapılan çalışmalar, hastaların yaklaşık %79'unun tek bir seansin ardından sonuçlardan memnun kaldığını ortaya koymaktadır.
İyileşme Süreci
Subsizyondan iyileşme süreci oldukça basit olup dinlenme süresi minimumdur. Çoğu kişi hemen günlük aktivitelerine dönebilir; ancak birkaç günden bir haftaya kadar belirgin şişlik ve morluk görülebileceğinden, sosyal etkinliklerden bir süre uzak durmayı planlamak yerinde olabilir.
Subsizyonun ardından en sık görülen yan etkiler hassasiyet, morluk ve şişliktir. Bu etkileri en aza indirmek için işlem sonrasında tedavi edilen bölgeye hemen buz torbası uygulanması önerilir. İyileşme sürecinin bir parçası olarak antibiyotik ve anti-enflamatuar ilaçlar da reçete edilebilir.
Morluğun, iğne giriş noktalarına değmemek kaydıyla, işlemin ertesi günü makyajla kapatılması mümkündür. Cilt tamamen iyileşene kadar nazik bir temizleyici kullanılması ve retinol ya da asit içeren aktif cilt bakım ürünlerinden uzak durulması tavsiye edilir.
Kalıcılık
Subsizyonun, serbest bırakılan fibröz dokunun iyileşme sürecinde üstteki deriye yeniden yapışmaması koşuluyla, yuvarlanma izlerinde kalıcı düzelme sağlayabildiği bilinmektedir. Selülit nedeniyle subsizyon uygulanan hastalar üzerinde yürütülen araştırmalar, hastaların %90'ının altı aylık takip sürecinin sonunda sonuçlardan memnun kaldığını ortaya koymuştur; bu süreçte çukurlaşma görünümü ortalama %49 oranında azalmış, kontur ise ortalama %66 oranında iyileşmiştir. Subsizyon, selülit için kalıcı bir çözüm sunmamakla birlikte —günümüzde mevcut hiçbir selülit tedavisi kalıcı sonuç vermemektedir— sağladığı iyileşmenin çoğu hastada üç yıla kadar sürdüğü gösterilmiştir.
